kafam
aklımı kaçırmadıgım bir gün daha.(ver güzel haber sabah sabah)
sanırım belirsizlik, arada kalmışlık hissi en tehlikeli hisler arasına girer. insanın ne istedigini bilmemesi facialara yol açıyor. bunu 1 ay süren bir ilişki deneyiminin sonunda öğrendim. bu hissin sebebi özgüvensizlikten kaynaklanıyor.(benim çıkarımım)
başkalarına yük olmadıgım halde yük oluyormuş gibi hissederim genelde. bunu dışarı da yansıtırım. (hemen sonrasında da insanlar benden uzaklaşır*swh ) ya bunu karakter özelligim olarak kabul edip işin içinden sıyrılıcam; ya da daha kötüsü bunun moron bir özenti, bir şeylerin etkisinde kalarak oluşan bir duygu oldugunu anlayamadan göçüp gidicem. allah korusun. en kötü son bu olabilir.
insan ilişkileri bir nevi kumardır. ilk önceliginiz çıkar gözetmek olur-ki bu kötü bir şey degildir- size iyi gelenin yanında daha çok bulunmak istersiniz. böyle insanlar sizin için bir nimettir. tabi ki cabası da var yok demiyorum ama karanlık, sadece bir yatak ve bir masadan oluşan(bir de dandik bir tablo) odada gece 00.40 da böyle bir yazı yazmaktan iyidir.
gelip geçici şeyleri hiçbir zaman kabullenmeyip, onlara sonuna kadar baglanmayı tercih ederdim hep. karşımdakinden de bunu beklerdim, hatta zaten onun da böyle düşünerek yaşadıgını düşünürdüm. taa ki hislerimi günyüzüne vurup karşımdakimden laubali yanıt alana dek. insan gerçekten de en kolay sevdigini kandırır, aldatır. bu yazıyı yazma sebebim bile bir şeylere baglı kalma ihtiyacımdan kaynaklanıyor. estetik süslü cümleler kurarak egomu da tatmin ediyorum aynı zamanda. belki kimsenin okumayacagını kabul ediyorum. ama bu benim bir parçam oldugu andan itibaren gerisinin bir önemi yok.(inşallah sen okursun ms. slay)
neyse işte, öyle. olmuyor sensiz..
Yorumlar
Yorum Gönder